
Halil İnalcık son röportajlarından birinde,
> “72 kitabım var, çoğunu 80 yaşından sonra yazdım. Hâlâ hoca olarak faalim; yedi doktora öğrencim var. Geçen sene bazı yeni makalelerim çıktı. Bir şeye âşık oldunuz mu her şeyi unutursunuz işte…”
diyerek anlatmıştı mesleğine olan tutkusunu. Türk tarih profesörü 2016 yılında aramızdan ayrıldığında 100 yaşındaydı. Bir asır süren yaşamında insanlığa çok değerli eserler, tarihle ilgilenenlere yol gösterecek bilgiler, sözler bıraktı."
Kendiniz için ne istediğinizi biliyor musunuz?

Bir çok genç arkadaşımla eğitim sonu sohbetlerimiz ve gerçekleştirdiğimiz gelişim programlarında bir araya gelme imkanı buluyoruz. Gözlemim bir çok genç arkadaşım; Sektörlerinde öncü ve belirli bir konumda olan arkadaşlarımızla bir araya geldiklerinde, genel olarak şu sorular yöneltilir;" Biz de sizin gibi yönetici olmak için ne yapmalıyız ve hemen sonrasında ne zaman."
Haklı oldukları konu günümüz dünyasının konum, para ve güç ekseninde işlenen ve önlerine hedef olarak sunulan etmenler olması.
Birde buna Hocaların Hocası gibi bakmaya çalışalım;
Gece, kafanızı yastığa koyduğunuzda huzurla içinizde bir iş yapmanın saadetini yaşıyor musunuz?
Hocaların Hocası olarak kabul gören "Prof. Dr. Halil İnalcık" tüm kariyer çabasının, kendisini ve konumunu yüceltmek olmadığından ve işini yüceltmek olduğundan bahsettiğini görüyoruz! Kendisini bu noktaya taşıyan şeyin yaptığı işlerin bir karşılığı olduğunu her fırsatta belirtiyor
> "Ben eğer şöhretli bir tarihçi olmuşsam, bunu Türk arşivlerine borçluyum" (Prof.Dr.Halil İnalcık) der.
İşi onu yukarı taşırken, aslında kendisinin işine olan tutkusu ve saygısıdır diğer taraftan yükselten!...
Hedef olmadan olmuyor; yaptığımız her şeyin ve her bir bir şeyin hakkını vermeye çalışmak için bir sebep olmalı, kendimize değer ve saygı duymak gibi...

> "Manalı bir hayat için kendinize uzak, büyük bir gaye koyun. Sonra da onu gerçekleştirmek için çok çalışın." (Prof. Dr. Halil İnalcık)
İşini tutkuyla yapmak,
Rahmetle anıyoruz"Prof. Dr. Halil İnalcık" ...
Sabit Sakin